İğnenin Mucizesi – Macro Mayıs 1997

Özellikle Uzak Doğu ülkelerinde beş bin yıldır kullanılan ve ilaçsız tedavi yöntemi olan akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşıyor.

İlaçsız tedavi yöntemi ile 105 değişik hastalığın iyileştirilebildiği Özel Büyük Çamlıca Hastanesi’nde sadece akupunktur ve lazer tedavisi uygulanıyor. Akupunktur derneği başkanı ve Özel Büyük Çamlıca Hastanesinin kurucusu olan Dr. Nüzhet Ziyal, Dünya’da beş bin yıldır değişmeden kalmış başka bir ilim dalı olmadığına dikkat çekerek şunları söylüyor: “ Akupunktur Dünya’da beş bin yıldır uygulanan enteresan bir tedavi yöntemi. Bu tedavide, yöntem aynı kalmakla birlikte sadece kullanılan araçlarda değişiklikler oldu.

Beş bin yıl önce aynı noktalara odun ya da taş parçası batırılırken, şimdi aynı noktalara bizler altın veya gümüş iğneler batırıyoruz. Aradaki fark bu” Akupunkturu vücudun bioregüler gücüne bağlı bir tedavi yöntemi olarak tanımlayan Ziyal, kanser dışında bu yöntemle tedavi edilemeyecek hiçbir hastalık olmadığını belirtiyor. İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücünün çok yüksek olduğunu söyleyen Ziyal ,” Kolumuz kırıldığında kendimiz kaynatıyoruz. Yaralanma sonucu 6 kilo kan kaybedersek insan vücudu bu kanı 6 saatte yapıyor. O halde onarım gücü çok yüksek bir varlığız” diyerek örneklendiriyor.

Uyarı Noktaları
İnsan vücudunun onarım gücünü harekete geçirmek için belli uyarı noktaları olduğuna dikkat çeken Ziyal, bu noktaları Dünya’ya Çinlilerin öğrettiğini söylüyor. İnsan vücudunda bulunan bin kadar uyarı noktasından 650*700 tanesinin kullanıldığını belirten Ziyal noktaların özelliklerini söyle açıklıyor:” Bir noktaya iğneyi batırdığımız zaman görüyoruz ki baş ağrısı geçiyor. Başka bir noktaya iğneyi batırdığımız zaman astım geçiyor. Her hastalık için ayrı program ve ayrı nokta var. Hekimlik sanatı da burada işte. İyi teşhis koyarak, hangi noktaya hangi iğneyi, nasıl batıracağımızı iyi bilmek zorundayız. Biz ayrıca manyetik alan ve corona kullanıyoruz ki, bunu Türkiye’de bizden başka kullanan hemen hemen yok.”

El ve kulaklara dikkat
Akupunktur tedavisinde sırt,boyun,el,kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılıyor.İğnelerin nerelere batırılacağı ,tedavi edilecek olan hastalığa göre belirleniyor.Bu tedavi yönteminde insan gözünde bulunan duyarlı noktaya iğne batırılması da söz konusu.Ancak çok riskli ve zor olan gözdeki duyarlı noktaya iğne batırma işlemini çok az uzman yapabiliyor.Dr.Nüzhet Ziyal ,gözdeki uyarı noktasına Avrupa’da iğne batırabilen iki uzman olduğunu belirterek, bunlardan bir tanesinin kendisi olduğunu açıklıyor.Her hastalık için vücutta değişik uyarı noktaları olmasının yanı sıra, aynı hastalık için kullanılabilecek birden çok uyarı noktası da var.
Tedavi sırasında insan vücudunun değişik bölgelerinde bulunan ayrı özelliğe sahip uyarı noktaları birlikte kullanılıyor. Aynı zamanda bu noktaların çok yoğunlaştığı dikkat çekici uzuvlarımız da var. Bir çok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklar.elde bulunan noktaların aynısı kulakta, vücutta uygulanan noktanın aynısı da avuç içinde bulunuyor. Kısaca, bir çok hastalığın tedavisinde vücutla birlikte mutlaka el ve kulaktaki noktalar da kullanılıyor.Özel Büyük Çamlıca Hastanesi’nde akupunktur yöntemi ile 105 hastalığın tedavisi yapılıyor.

Alternatif değil
Çin kitabında “ Vücut parçası değişecek bir makine değildir” dendiğini hatırlatan Ziyal, hastalığın ortaya çıktığı organa değil, vücudun geneline ilişkin olduğunu anlatıyor.Ziyal, “ örneğin glokom , göz tansiyonu denilen bir hastalık var.Bu tek başına gözün rahatsızlığı değildir.Vücuttaki bir rahatsızlığın gözde görülmesidir.Bu nedenle tedavide sadece göze değil, bünyeye yönelik olarak yapılmalıdır.Akupunktur bünyenin tamamını tamire yetenekli bir tedavi yöntemidir.”diyor.İlaçsız tedavi uygulandığı için vücutta yan etkisinin olmadığını vurgulayan Ziyal, akupunkturun alternatif tedavi yöntemi olarak sunulmasını eleştirerek,başlı başına bir tedavi yöntem olduğuna dikkat çekiyor.

Dünya’da üçüncü
Bir yıl önce Akupunktur tedavi hastanesi olarak hizmet vermeye başlayan Özel Büyük Çamlıca Hastanesi Türkiye’de kendi alanında ilk olma özelliği taşıyor.Hastanenin diğer bir özelliği ise Dünya’da üçüncü olması.Hastanenin kurucusu Dr.Nüzhet Ziyal,bu tür hastanelerin kurulması ve işletilmesinin çok zor olması nedeniyle , sayılarının az olduğunu söylüyor. Hastanenin esas uğraş alanını astım,migren, mide hastalıkları, bel fıtığı, bel ağrısı hastalıkları, sırt ve boyun ağrıları oluşturuyor. Özellikle modern çalışma hayatının yarattığı ve çok sık görülen boyun ve sırt ağrılarının tedavisinde çok başarılı olduklarına dikkat çeken Ziyal :” Biz bel fıtığını 20 seans gibi kısa bir sürede tedavi edebiliyoruz.Omuz,boyun sendromları, yüz felçlerinin tedavilerini başarıyoruz.”
Hastanede üç uzaman hekim ile birlikte 17 personel çalışıyor. Günde 35-40 hastanın muayene edilebildiği hastanede steril koşullara büyük özen gösteriliyor. Tedavi sırasında her hasta için ayrı iğne kullanılıyor.Uzman hekim sayısının az olması nedeniyle gelen talepleri karşılamakta zorlandıklarını da anlatan Ziyal, “ Her hastaya en az bir saat zaman ayırıyoruz.Hastalarımız tedaviye başlamak ve muayene olabilmek için en az iki ay beklemek zorunda kalıyor” diyor.

Yatarak tedavi
Yatarak tedavi ile hem tedavi daha kısa sürede bitiyor hem de hastanın beslenme ve dinlenmesine dikkat edilerek daha çabuk sonuç vermesi sağlanıyor. Üç ayda tedavi edilecek bir hastalık, hastane ortamında bir ayda tamamlanabiliyor. Hastaya önce haftada üç seans uygulanıyor. Hastalığın seyrine göre bu süre önce haftada bir ve on beş günde bire indiriliyor. Hastalığın seyrine göre belirlenen seans aralıkları giderek daha da uzuyor. Çoğu hastalıkta üç seanstan sonra tedavin olumlu sonuçları görülmeye başlanıyor.

GERİ DÖN

Sayfa 37 - 37« İlk...1020...28293031323334353637