Nüzhet Ziyal’ın Kitabı çıktı

kitapkapak

Akupunktur Sevdalısı
Sihirli iğnesiyle binlerce hastanın derdine derman olmuş ve 82 yıla çok şey sığdırmış Dr. Nüzhet Ziyal.
Başarılı bir göğüs hastalıkları uzmanıyken, otuz beş yıl önce Londra’da beş bin yıllık tıp sistemi akupunkturla tanışmış. Bir sevdaya dönüşen bu tanışma, akupunkturun astımı kesin olarak iyileştirdiğini öğrenmesiyle önce Japonya’da ilk eğitimi almasına, ardından Çin’de derinleştirmesine vesile olmuş. Tayland’dan Hindistan’a akupunkturun izlerini süren Dr. Nüzhet Ziyal, bu uzun ve yorucu sürecin sonunda akupunkturcu olarak Türkiye’ye dönmüş. Amansız bir kas hastalığı olan myopati tedavisinde akupunkturu dünyada ilk kez uygulayan hekim olmuş. Bu hastalığın tedavisinde elde ettiği başarılar nedeniyle uluslararası akupunktur camiasınca onur nişanına layık görülmüş.
 

Dr. Nüzhet Ziyal, “akupunktur sayesinde pek çok hastalığı ilaçsız ve ameliyatsız iyileştirdiğini” görmekten de memnun. Nihan Taştekin’in Ziyal’le yaptığı bu uzun söyleşide akupunktura adanmış bir yaşamı ve keyifli bir okuma eşliğinde akupunktur mucizesini öğreneceksiniz.
‘Nefes darlığında (astım) ölmek üzere olduğum günlerden bir gün, aşağı yukarı 20 sene evvel, bir arkadaşım Dr. Nüzhet Bey’in akupunktur ile bunu tedavi edebileceğini söyleyip telefon numarasını verdi. İlk tedaviye gittiğim gün kendisine 13 senedir bu rahatsızlığı çektiğimi, Amerika ve Avrupa dahil pek çok yerde tedavi ettirmeye çalıştığımı, ancak başarısız olduğumu, akupunktur için gelmeme rağmen fazla ümidimin bulunmadığını üzülerek söyledim. Nüzhet Bey de bana bunun psikolojik bir tedavi olmayıp, bazı sinir uçlarını uyararak vücuduma kendi kendini tedavi ettirebileceğini, bunun da 2 hafta,5 seans gibi bir zaman alacağını söyledi. Hakikaten ilk tedavi gününden sonra bir daha astım krizi gelmedi.5 seans sonra da, ‘Tedaviniz tamam, artık gelmeyin’ demesine rağmen, daha iyi olacağını düşünerek 6 ay daha tedaviye gittim.
Allah’a şükür, gerçekten şifa buldum; ondan sonra sıhhatimle ilgili herhangi bir kuşkum olduğunda hemen hocamıza koştum. Elindeki detektör ile vücudumun neresinde bir rahatsızlık varsa onu anlayabiliyor ve beni ona göre yönlendiriyordu.
Kendisine gerçekten minnettarım. Bütünün içinde bir zerre olduğumuzu anlayan, kendini kendinden silen ve Tanrı’nın yarattığı hiçbir canlıyı asla ayırmayan, almadan vermesini bilen, bilgisini paylaşan, düşmanını baş tacı edebilen bu evrensel büyük insana binlerce teşekkür ediyorum. Onun çok büyük bir görevi olduğuna inanıyorum.
Cihanda muteber bir şey yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’