ASTIM TEDAVİSİNDE YAPILAN YANLIŞ BİR UYGULAMA

Astım hastalığının bilinen ilaçlarla tedavisi’nin olmadığı gerçeğini herkes bilmektedir.Fakat hekim acil durumda hastaya yardımcı olup o sıkışık anda hem aileyi,hem kendini rahatlatmaya görev saymaktadır.O halde bu durumu en iyi atlatacak çare kortizon olarak bilinmektedir.Hekim kortizon yapıyor ve herkes rahatlıyor.Ancak hastanın bünyesi hariç.O andaki rahatlık sadece bir görüntü dür,tedavi değildir,sonucu yoktur.

Kortizon ilk kez 1948’de romatoid artrit tedavisinde kullanılmıştır.ABD’li bir kimya bilgini olan Edward Calvin Kendall böbrek üstü bezinden bileşik E olarak adlandırdığı kortizon hormonunu Philip S.Hench ile birlikte romatoid artrit tedavisinde kullanmıştır.Bu çalışması ve böbrek üstü bezinin hormonla rının yapısı ve biyolojik etkileri üzerine yaptığı çalışmalarla 1950 Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü’nü Hench ve İsveçli Tadeus Reichstein ile paylaşmıştır. Kortizonun tedavide kullanımına başlanması tıp tarihinde bu denli büyük önem taşımaktadır.

Günümüzde glukokortikoidler ve ACTH çeşitli branşlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.Ancak unutulmamalıdır ki kortizon ateşle ahşap arasına konan bir paravana gibidir.Ne ateşi söndürür,ne de ahşabı beton yapar.Semptomların maskelenmesi hastalığın iyileştiğini göstermez.Adrenal hormon tedavisine başlamadan önce mutlaka tedavi sonucunda beklenen kazançlarla,farmakolojik dozlarda karşılaşılabilecek istenmeyen metabolik etkileri tartmak gerekir.Örneğin ölümle karşı karşıya olan şoktaki bir hastaya hiç tereddüt etmeden yüksek doz steroid verilebilir.Fakat erken romatoid artritli diğer tedavilerin dengelenmediği bir vakaya steroid başlamaktan kaçınılmalıdır.

Ciddi bir araştırmacı astımda kortizonla Theofilinlerin neticesini ayrı ayrı olgularda denemiş ve şu sonucu yayınlamıştır.Çok iyi doze edilmiş bir bir Theofilin tedavisi her zaman kortizondan daha iyi netice vermiş ve sonuçlar çok memnuniyet verici olmuştur.

Farmakolojik dozda steroid tedavisine başlamadan önce dikkat edilmesi gereken ve maalesef pek çok vakada gördüğümüz gibi hiç de dikkat edilmeyen hususları şöyle özetleyebiliriz:

-Hastada tüberküloz veya diğer bir kronik enfeksiyon var mı?
-Ailede diyabet hikayesi var mı?
-Osteoporoz var mı?
-Peptik ülser,gastrit,özofajit hikayesi var mı?