Akupunktur’un gelişimi ve niçin Ying Yang Teorisi

Akupunktur’un gelişimi ve niçin Ying Yang Teorisi
Dr. Ali Ersoy
Akupunktur Dergisi , Yıl 1990 , Sayı 5

Akus ( iğne ) ile Punktura ( batırmak ) sözcüklerinden meydana gelen bu bilim Çin’de 5000 yıl öncesinden beri yapılmaktadır. Avrupa’da duyulması ise ilk defa 16. yüzyılda olmakta ancak en önemli adım , Nixon’un 1972’de Çin’i ziyareti sırasında Çinli doktorların yapmış olduğu akupunktur ve akupunktur anestezisi ile bütün dünyanın ilgisini bu konuya çekmesi ile olmuştur.

Bu eski Çin metodu son 20 yıl içinde birçok ülkede popüler olmuş , sadece cerrahi prosedürlerde analjezik olarak değil, modern batı tıbbının yöntemlerine cevap vermeyen birçok hastalığın tedavisinde de akupunkturun etkisi kanıtlanmıştır. Akupunktur özelliği ilaçlarda görülen yan etkilere sahip olmaması yanında, emniyetli, etkili ve ekonomik oluşudur.

Günümüzde birçok ülkede akupunktur artık etkili olup olmadığı bir soru olmaktan çıkmış olup , hangi mekanizmalar ile etkili olduğu tartışılır olmuştur. Son 20 sene içinde akupunkturun kaydetmiş olduğu gelişme çok hızlı bir şekilde ve bilinçli olarak başta Avusturya, Fransa, Almanya, Japonya, İngiltere, ve Rusya’da fakültelere bağlı enstitüler düzeyinde araştırılmakta, öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

Birçok meslektaşım yalnızca iğne batırmakla nasıl olurda hastalıklar tedavi edilir diye sormaktadır. Ben ise bunun bir sihirbazlık olmadığını belirli bir bilimselliğe sahip olduğunu, sadece birkaç basit örnekle izah etmeye çalışıyorum.Nasıl oluyor da okülo-kardiak reflex veya karotis mesajı denilen batı tıbbının kabul ettiği bu maniplasyonlar etkili olabilmekte ise, işte akupunktur da aynı şekilde etkili olabilmektedir. Tabii ki akupunkturdaki etki tarzı sanıldığından daha karışık nörofizyolojik mekanizmalarla olabilmektedir.

Çin akupunkturunun felsefesinin temelinde yin ve yang teorisi yatmaktadır. Bu teoriye göre yeryüzünde her şey iki zıt enerji çeşidinin etkisi altındadır. İnsan vücudunda dolaşan bu enerjiye Ch’i veya Tchi denmektedir. Yin kadını, negatifi, karanlığı temsil etmektedir.Yang erkeği, pozitifi, aydınlığı temsil etmektedir. Bu iki kuvvet insan vücudunda dengede olduğu sürece hastalıklar ortaya çıkmamaktadır. O günkü Çin tıbbı felsefesi ile ortaya atılmış olan bu teori günümüzde de halen geçerliliğini korumaktadır. Bu teori bir derecede parasempatik ve sempatik sisteme benzetilebilir. Her ne kadar akupunkturun etki mekanizması analizci olan bugünkü batı tıbbı ile daha gerçekçi ve bilimsel bir şekilde açıklanmakta ise de , hastalarımızı tedavi ederken çoğu zaman bir Çinli gibi düşünmemiz gerekmektedir.

Çünkü Çinli 5000 yıllık tecrübelerini ve görgülerini bu felsefe ve teorilerle ifade edip zamanımıza kadar ulaştırmıştır. Aksi takdirde binlerce yıllık bu tecrübe ve deneyimlerden faydalanmamız zorlaşır.

Bugün için akupunktur etkisini açıklamaya yönelik Nörolojik Humoral, Bioelektrik, Embriolojik ve Plasebo etki teorisi olarak birçok teoriler atılmış olup, bunlardan en çok ilgi göreni Humoral teorilerden endorfin salınım teorisidir. Kısaca bu teoriye göre akupunktur analjesisini ve etkisini endorfin denilen opiat benzeri bir grup madde yapar. Endorfinler nöronlar arasındaki sinaptik mesafede implus iletmekte olan nörotransmiterler arasındadır. Presnaptik yüzeye kadar ulaşan stimülasyon terminal plaktaki veziküler içinde bulunan nörotransmiterlerin serbest hale gelmesini sağlamakta bu maddeler asetikolin;noradrenalin,dopamin,glysin,seratonin ve G.A.B.A, belki de daha henüz keşfedilmemiş diğer nörotrasmiter özelliği gösteren maddelerdir.bu ve benzeri teoriler önümüzdeki yıllarda MSS’in biokimyası ve nörofizyolojisi analitik olarak daha fazla açıklığa kavuştukça kendilerine daha sağlam yer bulacaklardır.Ayrıca akupunktur ilmide her gün biraz daha bilimsel ve araştırıcı bir şekilde yapıldıkça kendiside batı tıbbına bilhassa MSS’in bilinmeyen özelliklerinin keşfinde faydalı olacaktır.

Endorfinler ilgili teori için en önemli kanıt, akupunktur analjesinin bir morfin antagonisti olan nalorfin enjeksionu ile ortadan kalmasıdır.

Görülüyor ki bu konuda şimdiye kadar ortaya atılmış teorilerin gelişmesi sonucu iğnenin akupuntur noktasına batırılması ile başlayan olaylar zincirini tam olarak açıklayana kadar akupunktur alanında başarılı olabilmemiz için bir Çinli gibi 5 ana elemanı, meridyenleri ve meridyenler arası ilişkileri ,anne oğul kuralını , gece gündüz kuralını ve karı koca kurallarını düşünmek zorundayız.

KAYNAKLAR

1.Ziyal N.1989 Bilimsel Akupunktur ,İstanbul
2. Nakatani. Y Ryodoraku Akupunktur 1977 Tokyo
3. Abut M. Fuat Kulak Akupunkturu 1987 , İstanbul
4. Tekeoğlu.İ Temek Akupunktur 1988 İstanbul